Tek özgürlük “Gerçek Yalnızlık”tır
Özgürlük sizce nedir? Göreceli midir? “Bir kişinin özgürlüğünün bittiği yerde, diğer kişinin özgürlüğünün başladığı” mıdır yoksa TDK’nın sözlüğünde “Herhangi bir kısıtlamaya, zorlamaya bağlı olmaksızın düşünme veya davranma, herhangi bir şarta bağlı olmama durumu, serbestî” sözleri ile anlatılan gerçekten yaşadığımız dünyada gerçekleşebilecek bir kanun ya da tozlu sayfalarda kalacak olan bir teorem midir? Olmayan Ülkede yalnızlığın bir tanımı var ise oda: “Tek özgürlük “Gerçek Yalnızlık”‘tır.
Özgürlük insanlar arasında her istediğini yapmak gibi anlaşılsada aslında özgürlük; birçok paradoks içeren üzerine filozoflar tarafından birçok farklı görüşün atıldığı, zaman içinde dallanıp budaklanarak çeşitli kollara ayrıldığı ve asla net bir kanıya varılamamış bir kavramdır.
Özgürlük aslında düşünce yapısıyla algılanması güç bir kavram olsada, devletler tanımlanması güç bir kavramı yasalarla sınırlarını belirleyerek bizlere özgürlüğün tanımını kendilerince yapmıştır. Bu tanıma göre insanların özgürlüğünün çakıştığı nokta olan bileşke noktasında özgürlük bitmektedir. Bu tanıma göre özgürlük bitebilen bir olgudur. Nitekim özgürlüğün tanımı “herhangi bir şarta bağlı olmama” sözünü içerir ki buda özgürlüğü düzenleyen yasalara tezat gitmektedir. İşte bu tezat durum aslında bu kadar basit değildir, bunun gibi bu konu üzerine birçok tezatlık ortada bulunmaktadır. Bu durumda özgürlüğün “kendince ne kadar özgürsen özgürlük o kadardır” lafına bal çekmektedir. Özgürlük günümüz ülkelerinde böyle bir hal alırken ben size olmayan ülkenin içine çekip size bu olmayan ülkede özgürlükten bahsetmek istiyorum.
İlk önce Özgürlük dediğimizde ne düşündüğümüze bakalım. Emin olun hepimizin kafasında şuan da farklı düşünceler geçmekte: kimisi sınırsız dondurma yemeyi düşünmekte, kimisi dağ bayır demeden koşmakta, kimileri kırmızı noktalı dakikalar yaşamakta, kimileri de masmavi bir denizde kumların üzerinde güneşlenmekte…. Bunlar hepimizin içinden geçirdiği ancak pek önemsemediği düşüncelerdir. Çünkü günümüz dünyasında bunları asla yaşıyamayacağımızı bildiğimizden ötürü bunlara sadece hayal adını veririz. Aslında hikaye tam burda başlamakta ancak şimdilik bu noktayı es geçerek konuya devam etmekteyiz. Bu hayaller ikiye ayrılmaktadır. Birinci kısım gerçekleşebilecek hayaller, diğer kısım ise gerçekleşemeyecek hayaller.
Gerçekleşebilecek hayallerimiz özgürlüğün serbestî sözünce, yerine getirilmesinde imkan olduğunu varsayarak, gerçekleşemeyecek hayallerimizin özgürlüğün kapsamının dışına çıkarak her ne kadar özgür olsakta yerine getirilemeyecek isteklerimiz olduğunu bildirmek isterim. O zaman özgürlük aslında tam olarak bu tanımları karşılamamaktadır. Yani özgürlük istediğini yapabilmek, serbestlik değildir. Demek ki özgürlük daha geniş bir kavramdır ki yasalar ve kendimizin çizdiği hiçbir sınır özgürlüğü kapsayamayacaktır. (Bilakis kendimiz de dahil.)
İnsanların yapabileceği eylemlerin dışında kalan adını hayal koyduğumuz bu veriler aslında bu yapbozun en önemli parçalarını oluşturmaktadır. Hayaller aslında bize özgürlüğümüzü veren en önemli etkenlerdir. Hayal dediğimiz herşey, bir bakıma bizim özgürlüğümüzdür, çünkü bunları ruhani bedende zaten gerçekleştirmekteyiz. Bunları fiziki bedende yaşamak istememizin asıl nedeni aşamadığımız egosal sorunlardır. Özgürlüğü yaralayan, özgürlük kavramını korkunç hale getiren, özgürlüğü herşeyi yapmak sanan bizler aslında bunu daha farklı bir “göz” ile görsek özgürlüğün ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu, herşeyin içimizde başlayıp içimizde bittiğini anlar, özgürlüğün ellerimizde olduğunun farkına varırdık. Bu bakış açısına istinaden “GÖREBİLEN” herkes aslında özgürdür, gibi bir cümle söylememizde mümkün olacaktır.
Peki gerçek yalnızlık nedir? Hiçbir canlının olmadığı bir evren midir? Elbette hayır, gerçek yalnızlık derken hiçbir canlının giremeyeceği tek bir yer olan düşüncelerinizi, hayallerinizi, o kafatasının içinde hatırladığınız, hissettiğiniz düşüncelerin tümünü kastediyorum. Çünkü bu alan aslında izniniz olmadan hiçbir kimsenin giremeyeceği tek yerdir ve bu dünya üzerinde kendinizi yalnız hissedebileceğiniz yegane bir yer var ise oda aslında her dakika türüyen bu düşüncelerinizin kaynağıdır. İşte asıl yalnızlık tek yaşamak değil, tam olarak bu noktadır. Özgürlüğün sembolü olan bayraklar ise ülkelerin üzerinde değil bu gizli alanların üstünde dikilidir.
Saygılarımla…
Kaynak : Olmayan ülkenin çocukları (Yüreğine ve kalemine sağlık)
Etiketler : Olmayan ülkenin çocukları, Özgürlük, YalnızlıkEğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.


Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın